->
İstanbul’un kalbi haline gelen adalarımız büyük bir proje ile hayat buluyor. Enerji Bakanlığı ve ABD Enerji Bakanlığı desteği ile DEİK Türk-Amerikan İş Konseyi, Amerikan-Türk İş Konseyi ve TÜBİTAK’ın iş birliği ile düzenlenen Temiz Enerji Konferansı’nda konuşan Güler Türkiye’nin hidrojen enerjisi alanında ciddi projeler üretmek istediğini bu amaçla İstanbul’da kurulan Hidrojen Enerjisi Teknoloji Merkezi’nin çalışmalarına başladığını ifade etti.
Enerji Bakanı Hilmi Güler, çevre dostu olarak nitelendirilen hidrojen enerjisini ciddi şekilde desteklediklerini belirterek “ Sedef Adası’nda başlatacağımız proje ile hem rüzgar türbini hem de güneş enerjisi ile bu bölgenin enerjisini üretmek amacındayız. Oraya çıkacak hidrojenle de adada kullanılacak arabaların çevreyi kirletmeden çalışmasını sağlayacağız” dedi. Hem jeotermal hem rüzgar hem de hidrojen enerjisini birlikte kullanan İzlanda’yı model olarak aldıklarını ifade eden Güler, Sedef Adası Projesi’nin başarılı olması halinde benzer çalışmayı Bozcaada’da da yapacaklarını bildirdi. Güler Türkiye’nin 40 bin megavatlık kurulu gücü bulunmasına karşın 48 bin megavatlık potansiyeli olduğunu tespit ettiklerini söyledi.
->
Avrupa Birliği, araçların geri dönüşümüyle hurdalara hayat vermeye hazırlanıyor. AB’nin bu çalışmaları, 11 yıl sonra otomobil üreticilerinin hurdadan % 100 dönüşüm ile üretime geçmesini sağlayacak. İlk hedef: AB bölgelerindeki ülkelerin 2008 yılına kadar en düşük geri dönüşüm miktarını % 25’ten 55’e çıkarmak olacak. Bu oran 2015 ise % 100’e çıkacaktır. Her yıl 9 milyon aracın hurdaya ayrıldığı AB’de, ortalama bir araç 15 bin parçadan oluşuyor.
Yetkililer hurda araç dönüşüm oranının gazete kağıdı, konserve tenekeleri veya cam kavanozları dönüştürmeye göre % 75 fazla olduğuna dikkat çekiyor.
Uzmanlar maddenin tekrar kullanımı ile Avrupa otomotiv endüstrisinin doğal, yenilenebilir enerji ve geri dönüşüm gibi gelecekteki en büyük sorunlardan olan hammadde ve ekolojik etkilerinin minimuma indirilmesini amaçlıyor.
Proje ile çevre ve hammadde sorunlarının kısmen aşılması bekleniyor.
Ambalaj atıkları, sanayide, pazarlama yerinde ve tüketim noktaları olan evlerde/işyerlerinde oluşmaktadır. Yukarda bahsettiğimiz sıralamada ilerledikçe ambalaj atığının toplanması güçleşmektedir. En rahat biçimde sanayilerde oluşunca geri kazanılabilmektedir. Marketler, toptancılar, depolar vb. gibi yerlerde de ambalaj atıkları oluşmakta ve bu atıkları da toplamak belirli noktalarda miktarca çok oluşmuş olmaları nedeniyle toplamak çok zor olmamaktadır. Burada en zor kısım ambalaj atıklarının, yerleşimlerde evlerden ve işyerlerinden toplanmasıdır. Burada, esasen, işyerlerinden ambalaj atıklarının evlere göre daha da kolay olabileceğini belirtmek gerekir. En zor toplama, evlerin olduğu yerleşim alanlarından yapılmaktadır. Burada yine bir yanlış yapılmakta ve yoğun yerleşilmiş yerleşim alanlarından toplama, seyrek yerleşilmiş alanlara göre daha zor toplandığı şeklinde düşünülmektedir. Gerçekte, seyrek yerleşim alanları en zor toplamanın yapıldığı kısmı oluşturmaktadır. Ancak, bu genel kaideyi yanlış çıkaracak çok azda olsa yerleşimlerde bilinçli bir toplum varsa birçok yoğun yerleşilmiş alana göre daha fazla ambalaj atığı toplanma başarısı sağlayabilmektedir. Hatta, A.B.D.nde bazı eyaletlerde (Wisconsin)kamusal veya özel araçların boş dönüşleri sırasında bu gibi seyrek yerleşilmiş alanlardan birikmiş atıkları merkezi toplama noktalarına taşıması için yasal zorlamalar da getirilmiştir. Yukarıdaki paragrafta ifade edilen ambalaj atıklarının toplanma zorluk sırası ile elde edilebilecek başarı sıralamasının benzer olması söz konusudur. Keza, bu başarabilme sıralaması, toplama maliyetleri ve toplanan atığın kalitesi açısından da aynı noktalar/alanlar için aynı yönde ifade edilebilir. Yani fabrikalardaki atıkları toplamak en ucuz ve kalitece de en az kontamine olmuş durumdadır. Seyrek yerleşilmiş yerleşim alanlarından ise toplama maliyeti en pahalı ve kontamine olma ihtimali en yüksek olması söz konusudur. devamını okuyun »