Çevre Bilimlerine Genel Bakış

geridonusum

Administrator
Yönetici
Katılım
7 Eki 2021
Mesajlar
11
Tepki puanı
0
Puanları
1
Konum
Bursa
Web Sitesi
geridonusum.com
1633880180782.pngUzmanlar ortalama dünya sıcaklığının 2,5 derece üstüne çıkması durumunda küresel çapta bir iklim değişikliği, buzulların erimesi ve anormal iklim koşullarının gerçekleşeceği konusunda hemfikir.
Bunun etkilerini şimdiden görmeye başladık. Bundan ilk etkilenecek olanlarsa deniz kıyısında yaşanlar ve ortalama yüksekliği 2-3m olan Hollanda gibi devletlerin yanında tüm dünya bu sert geçişten nasibini alacaktır.

1880 yılından beri dünya yüzey sıcaklığının ortalama değeri ve değişimi soldaki tabloda verilmiştir. (Kaynak: ncdc.noaa.gov/cag/global/time-series/globe/land_ocean/ytd/12/1880-2019)

Fakir ve zengin ayrımı gittikçe derinleşmekte ve orta sınıf silinme dönemine girmiştir. Çözüm olarak ekonomik krize odaklanan insanlar ekolojik kriz konusunda maalesef ellerinden geleni yapmamaktalar.

Hepimizin bildiği gibi kutuplardaki buzullar sürekli eriyor ve deniz seviyelerindeki yükselmeler 1 metreyi bulmuş durumda. Canlı türleri azalmakta. Çölleşme tüm dünyayı tehdit eder hale geldi.
Biyolojik çeşitlilik dünyanın emniyet subabıyken insanlar daha fazla nasıl tüketirize yoğunlaşmış durumdalar.

İnsanlar geliştikçe çevrelerini de geliştirme beklenir. Türkçe'de güzel bir söz vardır. Aslan yattığı yerden belli olur. Çevremiz sadece yaşadığımız odamız veya evimiz değildir. Sitemiz, yollarımız, nehirlerimiz, sokaklarımız, göllerimiz ve denizlerimiz çevremizdir. Ekonomik olarak ne kadar kalkınırsak kalkınalım çevremize dikkat etmediğimiz sürece sürdürebilir bir refah seviyesine erişemeyiz.

Çevreyi bozmak kolaydır, doğa elinden geldiğince bu bozucu etkiyi tolere etmeye çalışacaktır fakat çevre bozukluğu doğanın tolere edemeyeceği noktaya geldiğinde doğayı eski haline çevirmek çok zordur.

Ekolojiyi Çevre Bilimi olarak tanımlayabiliriz. Bu tanım ilk olarak Alman Biyolog Ernest Haeckel tarafından yapılmıştır. Yunanca Oikos (Konut) ve Logos (Bilim) kelimelerinden türetilmiştir.

Ekoloji canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkilerini inceleyen bilim dalı olarak düşünebiliriz.

İlk başta biyolojinin alt bir araştırma dalı olan ekoloji Sanayi ve toplum geliştikçe başlı başına ayrı bir bilim dalı haline gelmiştir.

Canlıların çevreyle olan ilişkisi ile sanayi devriminden sonra insanların çevreyle olan ilişkisi çok farklıdır. İnsan geliştirdiği teknolojiler sayesinde tüm dünyayı değiştirebilecek etkiler oluşturmayı başarmıştır.

Buradaki başarı ekonomik kalkınmadaki başarı ve dünya ekolojisini bozma konusundaki başarısı olarak olumlu ve olumsuz etki olarak düşünülebilir.

Çevre bilimleri ilk olarak 1970'li yıllarda tam olarak tanımlanmaya başlanmıştır.

Çevre bilimleri bir çok bilim dalıyla birlikte çalışan disiplinler arası bir bilim dalıdır.

Çevre bilimler biyosferle ilgilenir. Biyosfer ilk olarak Fransız bilimci Jean-Baptiste Lamarck tarafından 1900'lerin başında tanımlandı. Biyosfer atmosferin 10.000 metrelik yüksekliklerine kadar çıkabilmektedir. Yani tam 10km yükseklikte dahil bakteri ve mantar örnekleri bulunmaktadır. Bu yükseklikten sonra ise canlılar yaşayamamaktadır.

Hayvanlar 6500 metre yüksekliğe kadar yaşayabilirken bitkiler ise 6000 metrelere kadar hayatta kalabilmektedir. Biyosferin alt sınırı ise yerin 5000 metre altında, okyanusta yaşayabilen canlılar oluşturmaktadır. Yani özetle biyosfer dediğimizde 11,5 km'lik bir alandan bahsedebiliriz.

Ekosistemler kendi kendilerine müdehale olmadan hayatta kalabilen sistemlerdir. Bu bir göl, nehir, deniz veya okyanus olabilirkeni yeterince büyük ve iyi organize edilmiş bir akvaryum da bir ekosistem olabilir.

Ekosistemler canlı (Biyotik) ve cansız(Abiyotik) varlıklardan oluşur. Bu varlıklar birbirleriyle sürekli etkileşim halindedir. Bir ekosistemin çalışması için enerjiye ihtiyaç duyulur.

Ekolojik sistemlerde Oksijen, Karbon, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum, Hidrojen, fosfor, Sodyum gibi maddelere ihtiyaç vardır. Bunun yanında sıcaklık, nem, basınç, radyasyon, ışık gibi dış etkenler ekosistemler için önemlidir. Sonrasında canlılar karbonhidrat, Protein, Yağ gibi organik moleküller üretecektir.

Ekosistemde canlıların ürettiği organik madde miktarına Biyokütle denir.

1633882677906.pngLitosfer Yunanca'da taş, Hintçe'de küre anlamına gelir. Kısaca taş küre demektir. Yer yüzümüzün eriyik halde olmayan dış kabuğudur. İlk olarak 1911 yılında bir kitapta tanımlanmıştır. Litosfer 30km ile 280km arasında değişmektedir. Ortalama 40km'lik bir kabuk olarak düşünebiliriz. Bu tabadaka bolca organik ve inorganik kaynaklar mevcuttur.

Litosferin en dış yüzeyi topraktır.

Hidrosfer ise sularla kaplı olan alanlardır. Su küre olarak da isimlendirebiliriz. Hidrosferin %97,5'u tuzlu sudur. Kalan sadece %2,5 miktarı tatlı su olarak kullanılabilmektedir.

Bu tatlı suyun ise %69'u donmuş formdadır. Yer yüzündeki suyun sadece %0,3'ü erişilebilir ve bir şekilde içilebilir formadır.

Dünya yüzeyinin %71'i okyanuslarla kaplıdır. Ortalama olarak deniz suyunda ise Kg başına 35gr tuz bulunur. Hidrosfer +3810 metredeki Titikaka gölünden başlar ve -11033 metredeki Mariana Çukuru ile son bulur.

Hidrosfer canlıların yaşam kaynağıdır.

Atmosfer:


Atmosfer'i ise Gaz Küresi olarak düşünebiliriz. Yer çekemi nedeniyle dünyadan kopamayan, Oksiyen, Azot, Karbondiokjsit, Hidrojen, Metan, Neon, Helyum, Argon, Kripton, Ksenon gibi element ve bileşikleriden oluşur.

1634473023615.png
 
Son düzenleme:
Üst